TARTIŞMA ÜZERİNE, RAFAİL ÜZERİNE, PREOBRAJENSKİ
VE SAPRONOV’UN MAKALELERİ ÜZERİNE VE TROÇKİ’NİN MEKTUBU ÜZERİNE, Pravda, 15
Aralık, 1923, J.V. Stalin, Eserler, 1921-1923, Cilt 5, Türkçe Baskı, İnter
Yayınları, s. 313
TROÇKİ’NİN MEKTUBU ÜZERİNE
..Kendiniz karar verin.
Troçki Parti aygıtının bürokratizminden ve eski kuşaktan devrimcilerin, yani
Leninistleri, Partimizin temel çekirdeğinin yozlaşması tehlikesinden söz ediyor
ve şöyle yazıyor:
“ ‘eski kuşaktan devrimcilerin’ yozlaşması tarihte defalarca gözlemlenmiştir. En
yeni ve en çarpıcı tarihsel örneği alalım: II. Enternasyonal’in önderleri ve
partileri. Wilhelm Liebknecht, Bebel, Singer, Viktor Adler, Kautsky, Bernstein,
Lafargue, Guesde ve diğerlerinin, Marx ve Engels’in doğrudan ve dolaysız
öğrencileri olduğunu biliyoruz. Fakat biz tüm bu liderlerin –bazıları kısmen,
bazıları tamamen – oportünizme yozlaştıklarını da biliyoruz”... “eğer Partinin,
genç kuşağı pasif bir eğitim malzemesine dönüştüren ve kaçınılmaz olarak aygıt
ile kütle arasında, eski ile yeni arasında yabancılaşmaya yol açan politikasının,
aygıt-bürokratiksel yönetimlerin daha da gelişip güçlenmesine maruz kalacağı
varsayılırsa, bizler, tam da biz ‘eskiler’, doğal olarak Partide yönetici rolünü
oynayan bizim kuşağımızın, proleter ve devrimci ruhun tedricen ve
farkedilmeksizin zayıflamasına karşı mutlak bir garanti olmadığını söylemek
zorundayız”... “Gençlik –Partinin bu en güvenilir barometresi--,Parti
bürokratizmine karşı en keskin biçimde tepki gösteriyor”... “Gençliğin, devrimci
formülleri mücadele içinde zaptetmesi zorunludur....”
Birinci olarak olası bir yanlış anlamayı gidermek zorundayım. Troçki,
mektubundan anlaşıldığı gibi, kendini bolşeviklerin eski kuşağına saymakta ve bu
eski kuşaktan devrimcilere – gerçekten yozlaşma yolunu tuttuğunda –
yapılabilecek suçlamaları üstlenmeye hazır görünmektedir. Bu fedakarlığın soylu
bir davranış olduğu kabul edilmelidir, fakat ben, Troçki’ye karşı Troçki’yi
korumak zorundayım, çünkü anlaşılır nedenlerden ötürü eski Bolşevik kuşağın
olası bir yozlaşmasının sorumluluğunu Troçki taşıyamaz ve taşımamalı. Özveri
tabii ki iyi birşeydir, fakat eski Bolşeviklerin bu özveriye ihtiyaçları var mı?
Ben olmadığı inancındayım.
İkinci olarak, Bernstein, Adler, Kautsky, Guesde ve diğerleri gibi oportünist ve
Menşeviklerle, tüm zaman boyunca oportünizme, Menşeviklere ve II.
Enternasyonal’e karşı mücadele etmiş ve, öyle umuyorum ki, mücadele etmeye devam
edecek olan Bolşeviklerin eski kuşağını ayni kefeye koymak anlaşılır şey deşil.
Bu karışıklık ve dağınıklığa ne ile yol açılmıştır, eski kuşaktan devrimcileri
korumayı asla amaçlamayan bazı yan niyetler değil de Parti çıkarlarını gözetmek
söz konusuysa, buna ne ihtiyaç var?
Oportünizme karşı mücadele içinde büyüyen eski Bolşeviklere yönelik bu
oportünizm imalarının anlamı nedir?
Üçüncü olarak ben hiçbir şekilde, eski bolşeviklerin yozlaşma tehlikesine karşı
mutlak güvencede oldukları görüşünde değilim, tıpkı diyelim ki bir deprem
tehlikesine karşı mutlak güvencede olduğumuzu iddia etmek için hiçbir gerekçem
olmadığı gibi. Olası olarak gündeme gelebilecek böyle bir tehlikenin mümkün
olduğu kabul edilmelidir. Fakat bu, söz konusu tehlikenin gerçekten var olduğu
anlamına mı gelir? Ben bu anlama gelmediği düşüncesindeyim. Troçki’nin kendisi
de yozlaşma tehlikesini gerçekten bir tehlike olarak kanıtlayacak herhangi bir
olgu ileri sürmemiştir. Oysa Partide, Partimizin belirli saflarını yozlaşmakla
tehdit edebilecek bir dizi unsur vardır. Başka çare kalmadığı için Partimize
girmiş ve eski oportünist alışkanlıklarını henüz aşamamış Menşeviklerin bir
bölümünden söz ediyorum. Lenin yoldaş, Partimizin arındırılması döneminde, bu
Menşevikler ve bu tehlike üzerine şunları yazdı:
“Her oportünist, kendini uyarlama yetisiyle öne çıkar.... ve oportünistler
olarak Menşevikler, öyle denilebilir ki, kendilerini ‘ilke olarak’ işçiler
arasında egemen olan eğilime uyarlarlar ve kışın beyaz renk alan tavşan gibi bir
kamuflaj rengi alırlar. Menşeviklerin bu özelliğini bilmek ve bunu hesaba
katmanın anlamı ise, 1918’den sonra, yani Bolşeviklerin zaferinin ilk önceleri
muhtemel daha sonra da kesin hale gelmeye başladığı bir dönemde RKP’ne katılan
her yüz Menşeviğin doksan dokuzundan Partiyi arındırmak demektir.” (Bkz. 4.
baskı, cilt 33, s. 19/20, Rusça.)
Nasıl oldu da, gerçekten varolan bu ve benzeri tehlikeleri göz ardı eden Troçki,
potansiyel bir tehlikeyi, eski Bolşeviklerin yozlaşma tehlikesini ön plana
sürebildi? Bolşeviklerin eski kuşağının önder çekirdeğini temsil eden MK
çoğunluğunun otoritesini baltalamayı amaçlayan mülahazalar gitmeyip de, Parti
çıkarlarını gözeten birisi, nasıl olur da gözlerini gerçek tehlikeye kapar ve
aslında gerçek olmaya potansiyel bir tehlikeyi önplana çıkarabilir? Bu tür
‘yöntem’lerin ancak muhalefetin değirmenine su taşıyacağı açık değil midir?
Dördüncü olarak Troçki, yozlaşabilecek ‘eskiler’ ile, güya ‘Partinin en
güvenilir barometresi’ olan ‘gençliği’, bürokratlaşabilecek ‘eski kuşaktan
devrimciler’ ile ‘devrimci formülleri mücadele içinde zaptetmek’ zorunda olan
‘genç kuşağı’ nasıl olup da karşı karşıya getirmektedir? Bu karşı karşıya
getiriş nereden kaynaklanıyor, buna ne gerek vardı?’ Eski kuşaktan devrimciler
ile gençlik, iç ve dış düşmanlara karşı her zaman bir safta yürümedi mi?’Eskiler’
ile ‘gençler’in birliği devrimimizin temel gücü değil mi? Partimizin bu iki ana
birliği arasında bir çatlaklık açmak ve onu genişletmek için eski kuşaktan
devrimcileri karalamak ve demagojik bir biçimde gençliğe yaltaklanmak niye?Eğer
Parti çıkarları, Partinin birliği, beraberliği gözetiliyorsa ve amaç muhalefet
yararına bu birliği sarsmak değilse, tüm bunlara ne gerek var?