KÜTÜPHANE |
LENIN
| IKI TAKTIK
Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki
Taktiği[1]
İKİ RSDİP ÜÇÜNCÜ
KONGRESİNİN GEÇİCİ DEVRİMCİ HÜKÜMET KONUSUNDAKİ KARARI BİZE NE
GETİRİYOR?
BAŞLIĞINDAN da görüleceği gibi, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin
Üçüncü Kongresinin bu kararı tümüyle ve yalnızca geçici bir devrim
hükümeti sorununu ele almaktadır. Böylece, sosyal-demokratların geçici
bir devrim hükümetine katılmaları, bu sorunun bir parçasıdır. Öte yandan,
karar, yalnızca geçici bir devrim hükümetine değinmektedir, başka bir
şeye değil; bunun sonucu olarak da, genel olarak "iktidarın ele
geçirilmesi" sorunu vb. ise hiç sözkonusu edilmemektedir. Kongre, bunu
ve benzer sorunları ele almamakta haklı mıydı? Kuşkusuz haklıydı, çünkü
Rusya'daki siyasal durum, bu sorunları hiçbir şekilde ivedi sorunlar
haline getirmemektedir. Tam tersine, tüm (sayfa 17) halkın şimdi gündeme
aldığı sorun, otokrasinin devrilmesi ve bir kurucu meclisin toplanması
sorunudur. Parti kongreleri, şu ya da bu yazarın haklı ya da haksız
olarak ele aldığı sorunları değil, varolan koşulların ve nesnel
toplumsal gelişmenin sonucu hayati önem taşıyan siyasal sorunları ele
almalı, bunları çözmelidir .
Bugünkü devrimde ve
proletaryanın genel savaşımında geçici bir devrim hükümetinin önemi
nedir? Kongre kararı, bunu, daha ilk satırlarında, proletaryanın kısa
vadeli çıkarları bakımından olduğu gibi, "sosyalizmin sonal amaçları"
bakımından da "siyasal özgürlüğü eksiksiz sağlayacak önlemlerin"
gereğine işaret ederek açıklıyor. Eksiksiz siyasal özgürlük, parti
programımızda da kabul edildiği gibi, çarlık otokrasisi yerine
demokratik bir cumhuriyetin getirilmesini gerektirir. Kongre kararının
demokratik bir cumhuriyet sloganını vurgulaması, hem mantık açısından ve
hem de ilke açısından zorunludur, çünkü demokrasinin baş savunucusu
olarak proletaryanın, uğrunda savaşım verdiği de işte bu eksiksiz
özgürlüktür. Ayrıca, bugünkü durumda buna ağırlık vermek, her
zamankinden daha gereklidir, çünkü tam şu sırada ülkemizde, monarşistler,
yani sözümona anayasacı-"demokrat", ya da Osvobojdenye partisi "demokrasi"
bayrağını dalgalandırıyor. Cumhuriyet kurmak için, bütün halk tarafından
(yani genel, eşit, tek dereceli ve gizli oyla) seçilmesi ve kurucu
nitelik taşıması 'gereken bir halk temsilcileri meclisi mutlaka
gereklidir. Kongre kararında kabul edilmiş olan da işte budur. Ama
bununla yetinmemektedir. "Halkın iradesini gerçekten temsil eden" yeni
bir düzen kurmak için, temsili bir meclise kurucu bir meclis demek
yeterli değildir. Böyle bir meclisin, "kurma" yetkisi ve gücü de
olmalıdır. Bunun bilincinde olan kongre kararı, kendisini, biçimsel bir
(sayfa 18) "kurucu meclis" sloganı ile sınırlamıyor, böyle bir meclisin
görevlerini doğru dürüst yerine getirmesini sağlayacak olan maddi
koşulları da belirtiyor. Kurucu diye adlandırılan meclisin, hangi
koşullarda gerçekten kurucu nitelik kazanacağını belirtmek gereklidir,
çünkü anayasacı-monarşist parti tarafından temsil edilen liberal
burjuvazi, birçok kez belirttiğimiz gibi, kurucu bir halk meclisi
sloganını kasıtlı olarak çarpıtmakta ve bu sloganı boş söz derekesine
indirgemektedir.
Kongre kararı, ancak
geçici bir devrim hükümetinin, ve dahası, başarılı bir halk
ayaklanmasının organı olacak bir hükümetin, seçim kampanyasında tam bir
özgürlüğü sağlayabileceğini ve halk iradesini gerçekten temsil edecek
bir meclisin toplanmasını sağlayabileceğini belirtmektedir. Bu tez doğru
mudur? Bu görüşe karşı gelen bir kimsenin, çar hükümetinin, gericilikten
yana çıkmaksızın, seçimler sırasında tarafsız kalabileceğine, halkın
iradesinin gerçekten ifadesini bulmasını kendisine sorun edineceğine
inanması gerekir. Böylesine iddialar o kadar saçmadır ki, kimse bunu
açıkça savunamaz, ama bizim Osvobojdenye takımı, liberalizm
bayrağı altında inceden inceye bunu ima etmektedir. Birisinin kurucu
meclisi toplaması gerek; birisinin seçimlerin özgür ve adil olmasını
güvence altına alması gerek; birisinin böyle bir meclise tam yetke ve
iktidar vermesi gerek. Ancak ayaklanmanın organı olan devrimci bir
hükümet, böyle bir şeyi bütün içtenliği ile isteyebilir ve bunun
gerçekleşmesi için gerekeni yapabilir. Çar hükümeti, kaçınılmaz olarak,
buna karşı çıkacaktır. Çar ile bir pazarlığa varmış olan ve halk
ayaklanmasına tam olarak dayanmayan liberal bir hükümet, bunu içtenlikle
isteyemez; ve bütün içtenliği ile istese bile bunu başaramaz. Demek ki,
kongre, biricik doğru ve tümüyle tutarlı demokratik olan sloganı (sayfa
19) getirmektedir. Ama demokratik
devrimin sınıf niteliği gözden kaçırılırsa, geçici bir devrim
hükümetinin öneminin değerlendirilmesi eksik ve yanlış olur. İşte bunun
için, karar, devrimin burjuvazinin egemenliğini güçlendireceğini
eklemektedir. Bu, bugünkü toplumsal ve ekonomik düzen içersinde, yani
kapitalist düzen içinde kaçınılmazdır. Ve burjuvazinin bazı siyasal
özgürlüklere kavuşmuş olan proletarya üzerindeki egemenliğinin
perçinleşmesinin, kaçınılmaz olarak, burjuvaziyle proletarya arasında
amansız bir savaşıma yolaçması gerekir, burjuvazinin "devrimci dönemin
kazanımlarını proletaryadan koparıp almak için" amansız girişimlerde
bulunması gerekir. Demokrasi savaşımının öncüsü ve bu savaşımın başını
çeken proletarya, burjuva demokrasisinin ya da yeni savaşımın getirdiği
yeni uzlaşmaz karşıtlıkları bir an için bile aklından çıkarmamalıdır.
Böylece, biraz önce gözden geçirdiğimiz kararın bu kısmı, geçici bir
devrim hükümetinin hem özgürlük için savaşım ile ve hem de bir
cumhuriyet için savaşım ile olan bağıntısını ve yeni bir sınıf savaşımı
için ortam hazırlayan demokratik devrimle olan ilişkisinin önemini,
tümüyle değerlendirmektedir.
Bundan sonra gelen sorun,
proletaryanın geçici bir devrim hükümetine karşı genel olarak tutumunun
ne olacağı sorunudur. Kongre kararı, bunu, her şeyden önce, partinin
geçici bir devrim hükümetinin zorunlu olduğu inancının işçi sınıfı
arasında yayılmasını doğrudan öğütleyerek yanıtlıyor. İşçi sınıfı bu
zorunluluğun bilincine varmalıdır: "Demokrat" burjuvazinin çarlık
hükümetinin devrilmesi sorununu geri planda tutmasına karşılık, biz
kendimiz bu sorunu ön plana getirmeli, ve geçici bir devrim hükümetinin
gereği konusunda direnmeliyiz. Ayrıca, böyle bir hükümet için, içinde (sayfa
20) bulunduğumuz dönemin nesnel koşullarıyla ve proleter demokrasisinin
amaçlarıyla uyum içersinde olacak bir eylem programının ana çizgilerini
belirlemeliyiz. Bu program, partimizin asgari programının tümüdür,
bir yandan mevcut toplumsal ve ekonomik ilişkiler temsili üzerinde
tümüyle gerçekleştirilebilecek olan, ve öte yandan da, sosyalizmin
gerçekleştirilmesi için ileri doğru atılacak ikinci adımın önkoşulları
olan ivedi siyasal ve ekonomik reformlar programıdır.
Böylece, karar, geçici bir
devrim hükümetinin niteliğini ve amacını açık ve seçik bir biçimde
belirlemektedir. Kökeni ve temel niteliği yönünden böyle bir hükümet,
halk ayaklanmasının organı olmalıdır. Biçimsel hedefi yönünden ise, bu
hükümet, ulusal bir kurucu meclis toplamanın aracı olmalıdır.
Eylemlerinin içeriği yönünden, bu hükümet, otokrasiye karşı ayaklanmış
bir halkın çıkarlarını güvence altına alabilecek biricik programı,
proleter demokrasisinin asgari programını uygulamalıdır.
Geçici bir iktidar olduğu için, geçici bir devrim hükümetinin, henüz
halkın tam onayını almamış yapıcı bir programı uygulayamayacağı ileri
sürülebilir. Böyle bir itiraz, gericilerin ve "mutlakıyetçiler"in
safsatasından başka bir şey olamaz. Yapıcı bir programı uygulamaktan
kaçınmak demek, çürümüş bir otokrasinin feodal düzeninin varlığına
gözyummak demektir. Böyle bir düzen, halk ayaklanmasının organı olan bir
hükümet tarafından değil, ancak devrime ihanet eden bir hükümet
tarafından hoşgörüyle karşılanabilir. Kurucu meclisin toplanma
özgürlüğünü yürürlüğe koyamayacağı gerekçesiyle, bu tür bir özgürlüğün
kurucu meclis tarafından yürürlüğe konmasının askıya alınarak toplanma
özgürlüğünden vazgeçmemiz gerektiğini önermek, işi alaya almak demektir.
Geçici bir devrim (sayfa 21) hükümetinin, partimizin asgari programını
hemen uygulamasına karşı çıkmak da aynı ölçüde işi alaya almak demektir.
Ve ensonu belirtelim ki,
geçici devrim hükümetine asgari programımızı uygulama görevini yükleyen
karar, azami programımızın hemen uygulanması ve sosyalist devrimi
gerçekleştirmek için iktidarın ele geçirilmesi yolundaki yarı-anarşistçe
ve saçma düşünceleri de etkisiz hale getirmektedir. Rusya'nın ulaşmış
olduğu ekonomik gelişme (nesnel koşullar) ve geniş proletarya
yığınlarının ulaşmış oldukları bilinç ve örgütlenme düzeyi (nesnel
koşullarla kopmaz bağları olan öznel koşullar) işçi sınıfının hemen ve
tamamen kurtuluşunu olanaksızlaştırmaktadır. Ancak en bilisiz olanlardır
ki, şu anda gelişmekte olan demokratik devrimin burjuva niteliğine
gözlerini kapayabilirler; ancak en saf iyimserlerdir ki, işçi
yığınlarının, sosyalizmin amaçlan ve bu amaçlara ulaşmak için izlenecek
yöntemler konusunda henüz pek az şey bildiklerini unutabilirler. Ve
hepimiz inanıyoruz ki, işçi sınıfının kurtuluşu, işçi sınıfının kendi
eseri olacaktır; yığınların bilinci ve örgütlenmesi olmadan, yığınları
açık sınıf savaşımı yoluyla burjuvazinin tümüne karşı hazırlamadan ve
eğitmeden, bir sosyalist devrim sözkonusu olamaz. Sosyalist devrimi
geciktirdiğimiz yolunda anarşistlerin itirazlarına karşılık olarak şunu
söylüyoruz: biz sosyalist devrimi geciktirmiyoruz, biz mümkün olan tek
yoldan ve tek doğru yoldan, yani demokratik bir cumhuriyet yolundan,
sosyalist devrime doğru ilk adımı atıyoruz. Kim sosyalizme siyasal
demokrasi dışında, başka bir yoldan varmak istiyorsa, kaçınılmaz olarak,
hem ekonomik, hem de siyasal anlamda saçma ve gerici sonuçlara varır.
Eğer zamanı geldiğinde, işçiler, bize azami programımızı niçin
uygulamıyoruz diye (sayfa 22) sorarlarsa, kendilerini, demokratik
düşünceye sahip halk yığınlarının sosyalizme henüz ne kadar yabancı
olduklarını, uzlaşmaz sınıf karşıtlıklarının henüz ne kadar az gelişmiş
bulunduğunu, proleterlerin örgütlenmesinin henüz ne kadar yetersiz
olduğunu belirterek yanıtlayacağız. O halde, bütün Rusya'da yüzbinlerce
işçiyi gidin örgütlendirin, milyonlarca emekçinin programımızı
desteklemesini sağlayın. Boş ama cafcaflı, anarşistçe palavralara
kapılmaksızın bunu bir deneyin, ve anarşistçe boş palavralarla
yetinmeyin, ve o zaman hemen göreceksiniz ki, bu örgütlendirme ve
bilinçlendirme işinin, bu sosyalist eğitim işinin başarısı, demokratik
dönüşümlerin eksiksiz gerçekleştirilmesine bağlıdır.
Devam edelim. Geçici bir devrim hükümetinin önemi ve proletaryanın bu
hükümete karşı tutumu açıklığa kavuşturulunca, şu soru ortaya çıkıyor:
bizim böyle bir hükümete (tepeden inme) katılmamız doğru mudur, ve eğer
doğruysa hangi koşullarla? Alttan gelme eylemimiz ne olmalıdır? Kongre
kararı, bu iki soruya açık-seçik yanıtlar veriyor. Karar,
sosyal-demokrasinin geçici bir devrim hükümetine (demokratik devrim
döneminde, cumhuriyet uğruna savaşım sırasında) katılmanın ilke olarak
doğru olduğunu, vurgulayarak belirtmektedir. Bu açıklama, bizi, bu
soruya ilke olarak olumsuz yanıt veren anarşistlerden ve böyle bir
hükümete katılmamızı zorunlu kılacak bir durumun ortaya çıkabileceğini
söyleyerek bizi korkutmaya çalışan sosyal-demokrasi içindeki (Martinov
ve yeni-iskra yandaşları gibi) kuyrukçulardan kesin olarak
ayırmaktadır. Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisınin Üçüncü Kongresi, bu
açıklamasıyla, sosyal-demokratların geçici bir devrim hükümetine
katılmalarının millerandcılığın [11]
bir çeşidi olacağı, ve burjuva düzeninin kutsanması olacağı için
ilkelere aykırı olduğu vb. yolunda (sayfa 23) yeni-iskra'nın
tezini kesin olarak reddetmiş bulunmaktadır.
Ne var ki, sorunun ilke olarak kabul edilebilirliği, bunun pratik
uygunluğu sorusunu çözmeyebilir. Bu yeni savaşım biçimi -parti
kongresince kabul edilen "tepeden" savaşım biçimi- hangi koşullar
altında geçerlidir? Anlaşılacağı gibi, güçler ilişkisi vb. gibi somut
koşullardan şimdiden sözetme olanağı yoktur, ve karar, doğal olarak,
bunları önceden saptamaktan kaçınmaktadır. Aklıbaşında bir kimse, şu
anda, bu konuda herhangi bir kehanete girişmez. Yapabileceğimiz ve
yapmamız gereken şey, katılmamızın niteliğini ve amacını saptamaktır.
Katılmamızın iki amacını belirten kararın yaptığı da budur: 1°
karşı-devrimci girişimlerle amansız savaşım, ve 2° işçi sınıfının
bağımsız çıkarlarının savunulması. Liberal burjuvazinin, devrimci halkı
korkutmak ve otokrasi karşısında boyuneğer bir tutum takınmasını
sağlamak çabasıyla gericiliğin psikolojisinden böylesine bir coşkuyla
sözetmeye başladığı bir sırada (Osvobojdenye, n° 71'de M.
Struve'nin son derece öğretici "Açık Mektup"una bakınız) , proletarya
partisi tarafından karşı-devrime gerçek bir savaş açılması görevine
dikkatleri çekmesinin tam zamanıdır. Siyasal özgürlüğün ve sınıf
savaşımının büyük sorunlarını, son tahlilde, ancak kuvvet çözümler, ve
bu kuvveti hazırlamak ve örgütlendirmek ve bu kuvveti yalnızca savunmada
değil, saldırıda etkin olarak kullanmak işi de bize düşmektedir. Paris
Komünü'nden[12]
bu yana Avrupa'da hemen hemen kesintisiz süregelen uzun gerici siyasal
egemenlik, bizi, eylemin yalnızca "alttan" gelebileceği düşüncesine ve
bizi yalnızca savunma savaşımlarını düşünmeye çok fazlasıyla
alıştırmıştır. Hiç kuşku yok ki, şimdi artık yeni bir döneme girmiş
bulunuyoruz; siyasal altüst olmalar ve devrimler dönemi başlamıştır.
Rusya'nın şimdi içinden (sayfa 24) geçmekte olduğu dönem gibi bir
dönemde, eski klişeleşmiş formüllerle yetinilmesine izin veremeyiz.
Tepeden inme eylem düşüncesini yaymak, en enerjik saldırı eylemlerine
hazırlanmak, bu eylemlerin koşullarını ve biçimlerini incelemek gerekir.
Kongre kararı, bu koşullardan ikisini ön plana getirmektedir: biri,
sosyal-demokrasinin geçici devrim hükümetine katılmasının biçimsel yanı
ile (partinin temsilcileri üzerinde sıkı denetimi); öteki, bu katılmanın
niteliği ile (partimizin hedefi olan tam sosyalist devrimi hiçbir zaman
gözden ırak tutmamak) ilgilidir.
Partinin "tepeden inme" eylemiyle ilgili
siyasetinin bütün yönlerini böylece açıkladıktan sonra -bu yeni savaşım
biçimi şimdiye kadar hemen hemen hiç bilinmiyordu- bu kongre kararı,
tepeden inme eylemi hangi durumlarda yapamayacağımızı da belirtmektedir.
Biz, her durumda, geçici devrim hükümetine alttan baskı yapmak
zorundayız. Bu alttan baskıyı yapabilmek için proletarya
silahlandırılmalı -çünkü devrimci bir ortamda, işler, son derece büyük
bir çabuklukla açık iç savaş evresine varır- ve sosyal-demokratik parti
tarafından yönetilmelidir. Silahlı baskının amacı, "devrimin
kazanımlarını savunmak, pekiştirmek ve genişletmek"tir, yani
proletaryanın çıkarları açısından bu kazanımlar, asgari programımızın
tümüyle gerçekleştirilmesi olmalıdır.
Üçüncü Kongrenin geçici devrim hükümeti konusundaki kararının kısaca
incelenmesini burada bitirmiş oluyoruz. Okurun da göreceği gibi, bu
karar, bu yeni sorunun önemini, proletarya partisinin bu soruna karşı
tutumunu ve partinin hem geçici bir devrim hükümeti içersinde, hem de
onun dışında izleyeceği siyaseti açıklamaktadır.
Şimdi de, "konferans"ın kararını inceleyelim. (
|