III. DİKTATÖRLÜK KONUSUNDAKİ KABA BURJUVA GÖRÜŞLER İLE MARKSİST GÖRÜŞLER
Mehring,[54] 1848'de, Neue Rheinische Zeitung'da yayınladığı Marx'ın makalelerine eklediği notlarda, burjuva basını tarafından bu gazeteye yöneltilen suçlamalardan bir tanesinin bu gazetenin hiçbir şeye dayanmaksızın "demokrasiyi sağlamanın tek aracı olarak diktatörlüğün ivedi olarak kurulması"nı istemek olduğunu söylüyor bize (Marx, Nachlass, c. III, s. 53). Kaba burjuva görüş açısından diktatörlük ve demokrasi terimleri, birbirlerini karşılıklı olarak dıştalarlar. Sınıf savaşımı teorisini anlamadan ve siyasal arenayı çeşitli (sayfa 156) burjuva çevre ve zümrelerinin küçük hır-gürleri olarak görmeye alışmış olan burjuva, diktatörlükten bütün özgürlüklerin ve demokrasinin güvencelerinin ortadan kaldırılmasını, her türlü keyfiliği, diktatörün kişisel çıkarları uğruna iktidarın kötüye kullanılmasını anlar. Aslında, Vperyod ve Proletari'nin diktatörlük sloganından yana çıkışlarını, Lenin'in "talihini deneme tutkusu"na bağlıyarak, yeni-İskra'da. "yeni kampanya"yı hızlandıran bizim Martinov'un yazılarında ortaya çıkan işte bu kaba burjuva görüştür (İskra, n° 103, s. 3, sütun 2). Bu pek hoş açıklama, burjuvazinin Neue Rheinische Zeitung'a karşı ve diktatörlük telkinine karşı yönelttiği suçlamalarla tamamen aynı düzeydedir. Marx da (burjuva liberaller tarafından, sosyal-demokratlar tarafından değil) devrim ve diktatörlük kavramlarında "ayak diretmek"le suçlanmıştır.[38*] Martinov'a, kişisel diktatörlükten farklı olarak, sınıf diktatörlüğünün anlamını ve sosyalist diktatörlükten farklı olarak, demokratik diktatörlüğün görevlerini açıklayabilmek için Neue Rheinische Zeitung'un görüşleri üzerinde durmak yanlış olmayacaktır.
"Bir devrimden sonra, diye yazıyordu Neue Rheinische Zeitung 14 Eylül 1848'de, devletin her geçici örgütü, bir diktatörlüğü ve etkin bir diktatörlüğü gerektirir. Ta başından beri Camphausen'ı [18 Mart 1848 sonrasında bakanlar kurulu başkanı] diktatörce hareket etmediğinden ötürü, eski kurumların kalıntılarını hemen ezmediği ve yok etmediği için suçladık. (sayfa 157) Herr Camphausen kendisini anayasal düşlerle oyalarken, yenik düşmüş olan [yani gerici parti] bürokrasi ve ordu içindeki durumunu güçlendirmiş ve hatta şurada burada açık savaşıma bile başlamıştı."[55]
Mehring'in haklı olarak işaret ettiği gibi, bu sözler birkaç önerme içersinde Neue Rheinische Zeitung'daki Camphausen hükümeti konusundaki uzun makalelerde ayrıntılarıyla işlenmiş olan her şeyi özetlemektedir. Marx'ın bu sözleri bize ne anlatıyor? Geçici bir devrim hükümetinin diktatörce davranmak zorunda olduğunu (diktatörlük sloganına karşı çıktığından ötürü İskra'nın hiç anlayamadığı bir önerme) ve böyle bir diktatörlüğün görevinin, eski kurumların kalıntılarını yok etmek olduğunu (ki tam da bu, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin karşı-devrimle savaşım konusunda Üçüncü Kongre kararında açıkça konmuş ve yukarda da gösterildiği gibi konferans kararında yer almamıştır). Üçüncü ve son olarak, bu sôzlerden, Marx'ın devrim ve açık bir iç savaş döneminde burjuva demokratları "anayasal düşler" ile avundukları için kınadığı sonucu çıkmaktadır. Bu sözlerin anlamı, 6 Haziran 1848 tarihli Neue Rheinische Zeitung'daki makalede özellikle açık-seçik hale gelmektedir. "Ulusal bir kurucu meclis", diye yazıyordu Marx, "her şeyden önce, etkin, devrimci yönden etkin bir meclis olmalıdır. Ama Frankfurt Meclisi, hükümeti başıboş bırakırken, kendisini okul ödevi düzeyinde parlamentoculukla oyalıyordu. Diyelim ki, bu çokbilmiş meclis, derin düşüncelerden sonra, olabilecek en iyi gündemi ve en iyi anayasayı hazırlamış olsun, ama eğer Alman hükümetleri bu arada süngüyü gündeme getirmişse, olabilecek bu en iyi gündemin ve bu en iyi anayasanın yararı ne?"[56]
Diktatörlük sloganının anlamı işte budur. Buradan Marx'ın "bir kurucu meclis toplama kararı"nı kesin bir (sayfa 158) zafer sayan, ya da bizi "aşırı muhalefet partisi olarak kalma"ya çağıran kararlara karşı tutumunun ne olacağını kestirebiliriz!
Ulusların yaşamlarındaki bellibaşlı sorunlar, ancak kuvvet yoluyla çözümlenirler. Şiddete, iç savaşa ilk başvuranlar, çoğu kez gerici sınıfların kendileridir; Rus otokrasisinin sistemli ve şaşmaz bir biçimde 9 ocaktan beri her yerde yaptığı gibi, "süngüyü gündeme getiren", önce kendileri olmaktadırlar. Ve böyle bir durum ortaya çıkmış bulunduğuna göre, süngü, gerçekten siyasal gündemin ana maddesi haline gelmiş bulunduğuna göre, ayaklanma kaçınılmaz ve ivedi hale gelmiş olduğuna göre -anayasal düşler ve okul ödevi düzeyindeki parlamentoculuk, olsa olsa burjuvazinin devrime ihanetinin bir örtüsü, burjuvazinin devrime "yüz çevirmesi" olgusunu gizlemenin bir örtüsü haline gelir. Bu durumda gerçek devrimci sınıfın öne sürmek zorunda olduğu slogan, işte bu diktatörlük sloganıdır.
Bu diktatörlüğün görevleri sorununda Marx, Neue Rheinische Zeitung'da şunları yazmıştır: "Ulusal Meclis, eskimiş hükümetlerin gerici girişimlerine karşı diktatörce davranmalıydı; böylece bütün süngüleri ve dipçikleri paramparça edecek kamuoyunun gücünü kendinden yana kazanmış olurdu. ... Ama bu meclis, Alman halkını ardından sürükleyeceğine ya da onların ardından sürükleneceğine, halkı bıktırdı."[57] Marx'ın görüşüne göre Ulusal Meclis, "Almanya'da fiilen varolan rejimden, halkın egemenliği ilkesiyle çelişen her şeyi çıkarıp atmalıydı", ve bunun ardından "devrimle kazanılmış olan halk egemenliğini bütün saldırılara karşı korumak için, dayanmakta olduğu devrimci temeli pekiştirmeliydi".[58]
Bunun sonucu olarak, Marx'ın, 1848'de, devrimci hükümetin ya da diktatörlüğün önüne koyduğu (sayfa 159) görevler, içerikleri bakımından, ilkin ve her şeyden önce, bir demokratik devrimdi: karşı-devrime karşı savunma ve halkın egemenliği ile çelişen her şeyin fiilen tasfiyesi. Bu da, devrimci diktatörlükten başka bir şey değildir.
Devam edelim: bu görevi (halkın egemenliği ilkesini gerçekten eksiksiz olarak sağlamayı ve karşı-devrimin saldırılarını altetmeyi) başarabilecek ve başarması gereken sınıflar, Marx'ın görüşüne göre, hangileridir? Marx "halk"tan sözediyor. Ama biz biliyoruz ki, kendisi, "halk"ın birliği ve halk arasında sınıf savaşımının yokluğu konusundaki küçük-burjuva yanılsamalara karşı her zaman amansız bir biçimde savaşmıştır. "Halk" sözcüğünü kullanmakla Marx, sınıf farklılıklarının üstünü örtmüyor, devrimi sonuna dek götürebilecek belirli unsurların birliğini kastediyor.
18 martta Berlin proletaryasının zaferinden sonra, Neue Rheinische Zeitung, devrimin sonucunun iki yönlü olduğunu yazıyordu: "Bir yandan, halkın silahlanması, örgütlenme hakkı, halk egemenliğinin fiilen gerçekleştirilmesi; öte yandan, monarşinin ve Camphausen-Hansemann hükümetinin, yani büyük burjuvazinin temsilcilerinin hükümetinin muhafaza edilmesi. Böylece devrim, birbirlerinden ayrılmaları kaçınılmaz olan iki sonuçlar dizisi vermişti. Halk, zafere ulaşmıştı; kesinlikle demokratik nitelikte özgürlükler kazanmışlar, ama mevcut iktidar kendi ellerine değil, büyük burjuvazinin eline geçmişti. Kısacası, devrim, tamamlanmamıştı. Halk, büyük burjuvazinin temsilcilerinin hükümet kurmalarına izin vermiş ve büyük burjuvazinin bu temsilcileri, eski Prusya soylularına ve bürokrasisine bir ittifak önererek neyin peşinde olduklarını hemen ortaya koymuşlardı. Amim, Canitz ve Schwerin hükümete katıldılar.
"Her zaman karşı-devrimci olan büyük burjuvazi, halktan, yani işçilerden ve demokratik burjuvaziden (sayfa 160) korktuğu için gericilere bir savunma ve saldırı ittifakı kurdu." (İtalikler bize ait.) [59]
Böylece, yalnızca "bir kurucu meclis toplama kararı" değil, bu meclisin fiilen toplanması bile devrimin kesin zaferi için yeterli değildir! Silahlı bir savaşımın kısmi zaferinden sonra (Berlin işçilerinin 18 mart 1848'de askeri birlikler üzerinde sağladığı zafer) bile "tamamlanmamış" bir devrim, "sonuna dek götürülmemiş" bir devrim olanaklıdır. Şu halde devrimin tamamlanması neye bağlıdır? Bu, mevcut iktidarın kimin eline geçeceğine, Petrunkeviçlerin, ve Rodiçevlerin, yani Camphausen'lerin ve Hansemann'ların eline mi, yoksa halkın, yani işçilerin ve demokratik burjuvazinin eline mi geçeceğine bağlıdır. Birinci durumda burjuvazi iktidara, proletarya ise "eleştiri özgürlüğü"ne, "aşırı muhalefet partisi olarak kalma" özgürlüğüne sahip olacaktır. Zaferin hemen ardından burjuvazi gericilerle ittifak kuracaktır (örneğin St. Petersburg işçileri askeri birliklerle sokak savaşında yalnızca kısmi bir zafer sağlar ve bunu Petrunkeviç ve onun ortağı beylere bir hükümet kurmaları için, terkederlerse, bu kaçınılmaz olarak Rusya'da da böyle olacaktır). İkinci durumda, devrimci demokratik diktatörlük, yani devrimin kesin zaferi mümkün olacaktır.
Şimdi geriye, Marx'ın büyük burjuvazinin karşısında bulunan ve işçilerle birlikte halk diye adlandırdığı "demokratik burjuvazi" (demokratische Bürgerschatt) ile gerçekte ne kastettiğini daha kesin bir biçimde tanımlamak kalıyor.
Bu sorunun açık bir yanıtı, 29 Temmuz 1848 tarihli Neue Rheinische Zeitung'daki bir makaledeki şu pasajda verilmiştir: "... 1848 Alman Devrimi, 1789 Fransız Devriminin beceriksiz bir taklididir ancak,
"4 Ağustos 1789'da, Bastille fırtınasından üç hafta (sayfa 161) sonra, Fransız halkı, tek bir günde, bütün feodal yükümlülüklerin üstesinden geldi.
"11 Temmuz 1848'de, Mart barikatlarından dört ay sonra, feodal yükümlülükler Alman halkının üstesinden geldi. Teste Gierke cum Hansemanno.[39*]
"1789'un Fransız burjuvazisi, müttefiklerini, köylüleri bir an olsun zor durumda bırakmadı. Biliyordu ki, egemenliği, kırda feodalizmin yıkılmasına, özgür toprak sahibi (grundbesitzenden) köylü sınıfının yaratılmasına dayanıyordu.
"1848'in Alman burjuvazisi, hiç vicdanı sızlamaksızın, en doğal müttefikleri olan, eti etinde olan ve onlar olmaksızın aristokrasiye karşı güçsüz olduğu köylülere ihanet ediyor.
"Feodal hakların sürdürülmesi, (aldatıcı) tazminat maskesi altında feodal hakların pekiştirilmesi - 1848 Alman Devriminin sonucu işte budur. Dağ fare doğurmuştur."[60]
Bu, bize, dört önemli önerme getiren çok öğretici bir bölümdür: 1° Tamamlanmamış Alman devrimi, tamamlanmış Fransız devriminden yalnızca Alman burjuvazisinin genel olarak demokrasiye ihaneti ile değil, özel olarak da köylülere ihaneti bakımından da ayrılır. 2° Özgür bir köylüler sınıfının yaratılması, demokratik devrimin kesin sonucuna götürülmesinin temelidir. 3° Böyle bir sınıfın yaratılması, feodal hizmetlerin ortadan (sayfa 162) kaldırılması, feodalizmin yıkılması demektir, ama henüz sosyalist devrim demek değildir. 4° Köylüler, burjuvazinin, yani gericiliğe karşı onlar olmaksızın "güçsüz" kalan demokratik burjuvazinin "en doğal" müttefikleridirler.
Somut ulusal özellikler akılda tutulduğunda ve feodalizmin yerine serflik konulduğunda, bütün bu önermeler eksiksiz olarak 1905 Rusya'sına uygulanabilirler. Hiç kuşku yok ki, Marx'ın açıklığa kavuşturduğu Alman deneyimini öğrenerek, devrimin kesin zaferi için şu slogandan başka bir slogana ulaşamayız: proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü. Hiç kuşku yok ki, Marx'ın 1848'de direnen gericilerin ve hain burjuvazinin karşısına koyduğu "halk"ın belli-başlı unsurları proletarya ve köylülüktür. Hiç kuşku yok ki, Rusya'da da liberal burjuvazi ve Osvobojdenye Birliğinin bayları, köylülüğe ihanet ediyorlar ve ihanet edeceklerdir, yani sahte bir reformla yetinecekler ve toprak beyleri ile köylüler arasındaki kesin savaşımda toprak beylerinin yanını tutacaklardır. Bu savaşımda köylüleri sonuna dek destekleyebilecek olan yalnızca proletaryadır. Ensonu, hiç kuşku yok ki, Rusya'da da köylü savaşımının başarısı, yani tüm toprakların köylülere devredilmesi, eksiksiz bir demokratik devrimi simgeleyecek ve kesin sonuçlarına götürülen devrimin toplumsal temelini oluşturacak, ama bu hiçbir zaman bir sosyalist devrim, ya da küçük-burjuva ideologlarının, sosyalist-devrimcilerin sözünü ettikleri "toplumsallaştırma" olmayacaktır. Köylü ayaklanmasının başarısı, demokratik devrimin zaferi, demokratik bir cumhuriyet temeli üzerinde sosyalizm uğruna gerçek ve kesin bir savaşımın yollarını açacaktır. Bu savaşımda, toprak sahibi bir sınıf olarak köylülük, burjuvazinin demokrasi uğruna savaşımında şimdi oynamakta (sayfa 163) olduğu tutarsız ve haince rolü oynayacaktır. Bunu unutmak, sosyalizmi unutmaktır, proletaryanın gerçek çıkarları ve görevleri açısından insanın kendisini ve başkalarını aldatmasıdır.,
1848'de Marx'ın savunduğu görüşlerin ortaya konulmasında herhangi bir eksik yan bırakmamak için, o zamanın Alman sosyal-demokrasisi (o dönemin dilini kullanacak olursak, proletaryanın komünist partisi) ile bugünün Rus sosyal-demokrasisi arasındaki temel bir ayrılığı kaydetmek gerekir. Mehring şöyle diyor:
"Neue Rheinische Zeitung, siyasal arenaya, 'demokrasi organı' olarak çıktı. Tüm makalelere egemen olan eğilimin bu olduğundan kuşku yoktur. Ama ilk planda, burjuvazininkiler karşısında proletaryanın çıkarlarını savunmaktan çok, mutlakıyete ve feodalizme karşı burjuva devrimin çıkarlarını savunuyordu. Devrim yılları sırasında, bu gazetenin sütunlarında bağımsız bir işçi sınıfı hareketi konusunda çok az şey yer alıyordu, ama şunu da unutmamak gerekir ki, bu gazeteyle birlikte Moll ve Schapper'in yönetiminde haftada iki kez Köln İşçileri Birliğinin[61] özel bir organı da çıkmaktaydı. Bununla birlikte, bu gazetenin en yetenekli beyni Stephan Born'un Paris ve Brüksel'de Marx ve Engels'in öğrencisi olmasına ve 1848'de gazetenin Berlin muhabiri bulunmasına karşın, Neue Rheinische Zeitung'un o zamanın Alman işçi sınıfı hareketine çok az eğilmiş olmasına bugünün okuru şaşacaktır. Anılar'ında Born, Marx ve Engels'in işçiler arasında kendisinin yürüttüğü ajitasyonu onaylamadıklarını gösterir tek sözcük olsun etmediklerini söylüyor. Ancak, Engels'in daha sonradan yaptığı açıklamalar, kendilerinin bu ajitasyonun yöntemleri konusunda, hiç değilse, hoşnutsuzluk duymuş olabileceklerini göstermektedir. Born'un, Almanya'nın büyük bir kesimindeki sınıf bilinci henüz tam olarak gelişmemiş (sayfa 164) proletaryaya birçok ödünler, Komünist Manifesto'nun bakış açısından eleştirildiğinde iler-tutar yanı kalmayan ödünler vermek zorunda kalmış olması bakımından, gösterdikleri hoşnutsuzlukta haklıydılar. Born'un ajitasyonunu her şeye karşın oldukça yüksek bir düzeyde tutabilmiş olması bakımından, gösterdikleri hoşnutsuzlukta haksızdır. Kuşku yok ki, Marx ve Engels, işçi sınıfının birincil çıkarının, burjuva devrimi olabildiğince ileriye götürmek olduğu yolundaki düşüncelerinde, tarihsel ve siyasal açıdan haklıydılar. Nisan 1849'da işçilerin özel bir işçi örgütünden yana olduklarını açıklamaları ve özellikle Doğu Elbe [Doğu Prusya] proletaryası tarafından hazırlanmakta olan işçi kongresine katılma yolunda aldıkları karar, işçi sınıfı hareketinin basit içgüdüsünün nasıl en parlak düşünürlerin anlayışlarını bile düzeltebilme yeteneğine sahip bulunduğunu çarpıcı bir biçimde tanıtlamıştır."
Böylece, ancak Nisan 1849'da, devrimci bir gazetenin çıkmaya başlamasından aşağıyukarı bir yıl sonradır ki (Neue Rheinische Zeitung, yayına, 1 Haziran 1848'de başlamıştır), Marx ve Engels, özel bir işçi sınıfı örgütünden yana olduklarını açıklamışlardır! O zamana dek bir işçi sınıfı partisiyle herhangi bir örgütsel bağı olmayan bir "demokrasi organı" çıkarmakla yetiniyorlardı. Bugün, bize, korkunç ve olanaksız gibi görünen bu olgu, o günlerin Alman Sosyal-Demokrat Partisiyle, bugünün Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisi arasında çok büyük farklar olduğunu açıkça göstermektedir. Bu olgu, Alman demokratik devriminde, hareketin proleter özelliklerinin, proleter akımın, ne denli az olduğunu göstermektedir (1848'de Almanya'nın hem ekonomik ve hem de siyasal geriliği -devlet bütünlüğüne sahip olmayışı- yüzünden). Bu dönemde ve daha sonrasında bağımsız bir proletarya partisinin örgütlendirilmesinin gereği (sayfa 165) konusunda Marx'ın yineleyerek yaptığı açıklamaların değerlendirilmesinde, bu (örneğin Plehanov'un yaptığı gibi)[40*] unutulmamalıdır. Marx, bu pratik sonuca, demokratik devrim deneyiminin bir sonucu olarak ancak aşağıyukarı bir yıl sonra varmıştır - bu sırada Almanya'da esmekte olan hava o denli darkafalı, o denli küçük-burjuvacaydı ki. Bu sonuç, bizim için, uluslararası sosyal- demokrasinin yarım yüzyıllık deneyiminin çok iyi bilinen ve somut bir kazanımıdır - temeli üzerinde Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisini örgütlemeye başladığımız bir kazanım. Bizim durumumuzda, örneğin proletaryanın sosyal-demokrat partisinin dışında kalan devrimci proleter gazeteleri, ya da bunların bir an için bile salt "demokrasi organları" olarak yayınlanmaları diye bir sorun sözkonusu olamaz.
Ama Marx ile Stephan Born arasında pek ortaya çıkmamış bulunan çelişki, bizim durumumuzda, devrimimizin demokratik akışı içersinde, kendisini çok daha güçlü bir biçimde ortaya koyan proletarya akımı yüzünden çok daha gelişmiş bir biçimde mevcuttur. Marx ve Engels'in Stephan Born tarafından yürütülen ajitasyon konusundaki olası lıoşnutsuzluklarından sözederken Mehring, çok yumuşak ve kaçamaklı bir dil kullanmıştır. Engels'in Born hakkında 1885'te söyledikleri şunlardır (Enthüllungen über den Kommunistenprozess zu Köln, Zürih 1885 adlı yapıta yazdığı önsözde) :
Komünist Birlik[62] üyeleri her yerde en uçtaki demokratik hareketin başında bulunmuşlar ve böylelikle Birliğin kusursuz bir devrimci eylem okulu olduğunu tanıtlamışlardır. "Birliğin etkin bir üyesi olarak Brüksel ve Paris'te çalışmış olan mürettip Stephan Bom, Berlin'de oldukça yaygınlaşan ve 1850'ye dek varlığını (sayfa 166) sürdüren İşçi Kardeşliğini (Arbeiterverbriiderung) kurmuştur. Ancak, siyasal bir kişi olmakta çok acele etmiş, ardına bir kalabalık takabilmek için her türden ayaktakımı (Krethi und Plethi) ile 'kardeşleşmiş' olan bu çok yetenekli Born, hiç de çelişmekte olan eğilimleri birleştirebilecek ve kargaşalığa ışık tutabilecek bir adam değildi. Bunun sonucu, derneğin resmi yayınlarında Komünist Manifesto'nun temsil ettiği görüşler, lonca anıları, lonca hevesleri, Louis Blanc ve Proudhon kırıntıları, himayecilik vb. ile birbirlerine karıştırılarak çorba haline getirilmişti; kısacası herkesi (alle alles sein) hoşnut etmek istemişlerdi. Özellikle, grevler, sendikalar ve üretici kooperatifleri ile uğraşılıyor , ama her şeyden önce, bunun, bu gibi şeylerin kalıcı bir temel üzerinde gerçekleştirilebilecekleri tek şey olan bu alanın, önce siyasal zaferler yoluyla ele geçirilmesi sorun olduğu unutuluyordu [İtalikler benimdir]. Daha sonra, gericiliğin zaferleri, kardeşliğin önderlerini devrimci savaşıma doğrudan katılmanın gerekliliğini kavramaya zorladığında, çevrelerine toplamış oldukları şaşkın yığın tarafından doğal olarak yalnız bırakılmışlardır. Born, Mayıs 1849 Dresden ayaklanmasına katıldı ve şans eseri olarak paçayı kurtardı. Ama proletaryanın büyük siyasal hareketinin tersine, İşçi Kardeşliğinin yalnızca kağıt üzerinde kalan ve gericiliğin 1850'ye kadar, ve bazı şubelerini de daha sonraki yıllara kadar kapatmaya gerek duymadığı ikincil bir rol oynayan salt bir Sonderbund (ayrı bir birlik) olduğu ortaya çıktı. Gerçek adı Buttermilch[41*] olan Born, siyasal bir kişi değil, artık (sayfa 167) Marx'ı lonca diline çevirmeyi bırakıp uysal Renan'ı kendi dalkavuk Almancasına çeviren bir küçük İsviçre profesörü oldu."[64]
Demokratik devrimde sosyal-demokrasinin iki taktiğini Engels işte böyle değerlendiriyordu!
Bizim yeni-iskracılar da ekonomizme eğilim duyuyorlar, ve hem de bunu monarşist burjuvaziden "gerçeği gördüler" övgüsünü almak için, akılalmaz bir çaba göstererek yapıyorlar. Bunlar da ekonomistlere yağ çekerek, "inisiyatif", "demokrasi", "özerklik", vb., vb. sloganlarıyla geri yığınları demagojik bir biçimde kendilerine çekerek; kendi çevrelerinde ne idüğü belirsiz bir kalabalık topluyorlar; bunların işçi birlikleri de çoğu kez yeni-İskra'nın Hlestakov tipi[65] sayfalarında kalmaktadır. Bunların sloganları ve kararları "proletaryanın büyük siyasal hareketi"nin görevlerini kavramada benzer bir başarısızlık ortaya koymaktadır. (sayfa 168)
Dipnotlar
[1*] Burada kastedilen Potemkin zırhlısındaki ayaklanmadır.[2] [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[2*] Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresine (Londra, Mayıs 1905) yalnız bolşevikler, Cenevre "Konferansına" da (aynı dönem) yalnız menşevikler katıldılar; biz konferansa katılanların bu kitapçıkta çoğu kez "yeni-İskra grubu" diye adlandırıyoruz. Çünkü bunlar, İskra'yı yayınlamaya devam ederken, o zamanki siyasal dostları Trotski'nin ağzıyla, eski-İskra ile yeni-İskra arasında bir uçurum kazıldığını ilan ettiler. [Yazarın 1907 baskısına notu]
[3*] Bu kararın tam metni, kitapçığın 400. 403, 407. 431, ve 433. sayfalarındaki aktarmalar birbirine eklenerek elde edilebilir. [1907 baskısına yazarın notu. Bu kitapta, 27, 35-36. 43, 39-90 ve 95. sayfalara bakınız.]
[4*] İşte bu kararın tam metni:
"Kongre, partinin ekonomizme karşı verdiği savaşımdan bu yana geçen süre içersinde, RSDİP'nin içinde, değişik ölçü ve açıda ekonomizme yakın bazı eğilimlerin varolup gittiklerini ve proleter savaşım içersindeki sınıf bilincine sahip unsurları küçümsemek ve onları kendiliğindenciliğe bağımlı kılmak yolunda ortak bir eğilim gösterdiklerini saptar. Örgütlenme sorununda, bu eğilimlerin temsilcileri, teoride, düzenli bir biçimde yürütülen parti çalışmalarıyla uyuşmayan süreç-içinde-örgütlenme ilkesini öne sürerlerken, pratikte de, birçok durumlarda parti disiplininden sistemli olarak sapmakta ve başka durumlarda da, partinin en geri kesimlerine Rus yaşamının nesnel koşullarını hesaba katmadan, seçim ilkesinin yaygın bir biçimde uygulanması düşüncesini öğütlüyor ve bugünkü durumda, parti bağları için esas olan tek temel şeyi yıkmaya çalışıyorlar. Taktik sorunlarda, bunlar, liberal burjuva partilere karşı partinin tam bağımsız bir taktik izlemesine karşı çıkarak, çarlığa karşı halk ayaklanmasında partimizin örgütlendirici bir rol oynamasının olanağına ve yararına karşı çıkarak, hangi durumda olursa olsun partinin geçici demokratik devrim hükümetine katılmasına karşı çıkarak, parti çalışmalarını sınırlandırıcı bir çaba göstermektedirler.
"Kongre, bütün parti üyelerini, her yerde, fikir alanında, devrimci sosyal-demokrasinin ilkelerinden kısmen de olsa bu tür sapmalara karşı güçlü bir savaşımı sürdürmeye çağırır, ama aynı zamanda, bu fikirlere kapılmış olan kişilerin, parti kongrelerini, tüzüğünü tanımaları ve kayıtsız-şartsız parti disiplinine tamamen boyun eğmeleri koşuluyla parti örgütlerine girmelerini uygun görür." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[5*] Ulusal Meclis. -ç.
[6*] Devrim arifesinde hükümetin taktiklerine karşı alınacak, tutumumla ilgili kararın metni şudur:
"Bugünkü devrimci dönemde, hükümetin, kendini koruma amacıyla, daha çok proletaryanın bilinçli unsurlarına karşı yönelmiş alışılagelen baskı önlemlerini artırırken, aynı zamanda, 1° ödünlerle ve reform vaatleriyle işçi sınıfını siyasal bakımdan yozlaştırmaya ve onu, böylelikle, devrimci savaşımdan uzaklaştırmaya çalışmakta; 2° gene bu amaçla, sahte demokratik biçimler içersinde ikiyüzlü ödün siyasetini, işçileri komisyonlara ve konferanslara kendi temsilcilerini seçmeye çağırmaktan, Zemskl Sobor türünden sahte bir halk temsilciliğinin kurulmasına kadar varan bir örtüyle gizlemekte; 3° kara-yüzler[17] denilenleri örgütlemekte ve halkın genel olarak gerici, bilisiz, ya da ırkçı ya da dinsel düşmanlıklarla gözü dönmüş unsurlarını devrime karşı kışkırtmakta olduğunu gözönünde bulunduran RSDİP Üçüncü Kongresi, partinin bütün örgütlerini:
"a) Propaganda ve bilinçlendirme eylemlerinde, bir yandan, hükümet ödünlerinin gerici amaçlarının maskelerini düşürmeye, bu ödünlerin zor karşısında verildiğini belirtmeye, öte yandan da otokrasinin proletaryayı tatmin edecek reformları kabul etmesinin olanaksızlığını belirtmeye:
"b) Bu cinsten önlemlerin gerçek amaçları konusunda işçileri aydınlatmak ve eşit, tek dereceli ve gizli, genel oyla seçilmiş bir kurucu meclisin devrimci yoldan toplantıya çağrılmasının proletarya için taşıdığı önemi tanıtlamak için seçim kampanyasından yararlanmaya;
"c) Sekiz saatlik işgününün devrimci yoldan hemen sağlanması için ve işçi sınıfının öteki ivedi istemlerinin yerine getirilmesi için proletaryayı örgütlendirmeye;
"d) Kara-yüzlerin ve genel olarak hükümetin yönettiği bütün gerici unsurlara karşı silahlı direnmeyi örgütlendirmeye çağırır." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[7*] Vperyod gazetesi, Cenevre'de.,Ocak 1905'te. partinin bolşevik kesiminin organı olarak yayınlanmaya başlandı. Ocaktan mayıs ayına kadar 18 sayısı çıktı. Mayıstan sonra, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi kararı gereğince RSDİP Merkez Organı Proletari, Vperyod'un yerini aldı. (Bu kongre, Londra'da, mayıs ayında yapılmıştı; menşevikler katılmamışlar ve Cenevre'de bir "konferans" toplamışlardı.) [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[8*] Geçmiş zaman. -ç.
[9*] Sonsuzluk açısından. -ç.
[10*] "Sosyalist-devrimciler"in eylemlerinin nesnel niteliği, devrimci ve cumhuriyetçi burjuvazinin amaçlarının gerçekleştirilmesi görevine indirgenebilirse de, bu grup böyle bir partinin çekirdeği olmaktan çok, bir terörist aydınlar grubudur.
[11*] Biz burada ayrı kararlarda ele alınmış bulunan özel köylü sloganlarına değinmiyoruz.
[12*] İngilizce metinde: landlord; Fransızca metinde: propriéetaires foncier. -ç.
[13*] İngilizce metinde, serf-owning system. -ç.
[14*] Bkz: Osvobojdenye. n° 7l, s. 337, dipnot 2.
[15*] Sonuncu olarak, ama önemi bakımından sonuncu olarak değil. -ç.
[16*] Starover'in Üçüncü Kongre tarafından reddedilen kararında[28] ve konferansın aynı ölçüde zayıf olan kararında yapılmaya çalışıldığı gibi.
[17*] Peki Zemstvo üyelerinin iradelerine göre davranmalarını nasıl önleyeceksiniz? Yoksa onlar için de özel bir "turnusol kağıdı" mı kullanılacak?
[18*] Hey Tanrım! İşte size "derinleştirilmiş" taktik! Sokaklarda dövüşmeye gücümüz yetmiyor, ama "zora başvurarak milletvekillerini bölebiliriz". Tiflisli yoldaşım, gerekiyorsa yalan söyle, ama bunun da bir sınırı vardır...
[19*] Nikola tarafından mı?
[20*] İskra'da mı?
[21*] İşte "hükümetteki tutucuların tasfiyesi" taktiğinin anlamı budur!
[22*] ...Ama eğer bu doğru ve derin taktiği izleyecek olursak, böyle bir şeye elbette olamaz!
[23*] Hem silaha sarılmış ve hem de "hükümetten uzaklaştırılmış" tutucular?
[24*] "Bay Lenin'in ve arkadaşlarının devrimciliği karşısında. Bebel'in ve hatta Kautsky'nin Batı Avrupa sosyal-demokrasisinin devrimciliği oportünizmdir, ama zaten yumuşatılmış bulunan bu devrimciliğin bile temelleri tarih tarafından çökertilmiş ve izleri silinip süpürülmüştür." Biraz ileri gitmektir bu. Ancak, Bay Struve artık hayatta bulunmayan muhalifine yapabileceği gibi bütün suçu benim sırtıma yükleyebileceğini sanmamalıdır. Böyle bir meydan okumaya hiçbir zaman karşılık vermeyeceğinden emin olsam bile, Bay Slruve'den şu sorulara yanıt vermesini istemem yeterlidir. Ben, ne zaman ve nerede, "Bebel ve Kaulsky'nin devrimciliklerine, oportünizm demişim? Ben, ne zaman ve nerede uluslararası sosyal-demokrasi içinde Bebel ve Kaulsky eğilimi ile aynı olmayan herhangi bir özel eğilim yarattığımı ileri sürmüşüm? Benimle Bebel ve Kautsky arasındaki farklılıklar -Bebel ve Kaulsky arasında, örneğin Breslau'da tarım sorunu üzerinde ortaya çıkmış bulunan farklılıklara ciddiliği yönünden biraz olsun benzeyen farklılıklar[32]- ne zaman ve nerede açığa çıkarılmıştır? Bay Struve bu üç soruyu yanıtlamaya çalışsın bakalım.
Okurlarımıza ise şunu söylüyoruz: liberal burjuvazi her yerde ve her zaman belirli bir ülkedeki yandaşlarını o ülkenin sosyal-demokratlarının çok mantıksız kişiler olduklarına, oysa bunların komşu ülkelerdeki yoldaşlarının "uslu çocuklar" olduklarına inandıracak yöntemler kullanır. Alman burjuvazisi yüzlerce kez "uslu çocuklar olan" Fransız sosyalistlerini, Bebel'lere ve Kautsky'lere örnek olarak gösteriyor. Fransız burjuvazisi çok kısa bir süre önce "uslu çocuk" Bebel'i Fransız sosyalistlerine örnek olarak göstermişti. Bu, eski bir oyundur Bay Slruve. Böyle bir oltaya ancak çocuklar ve: bilisizler gelebilir. Uluslararası devrimci sosyal-demokrasinin program ve taktiklere ilişkin belli başlı bütün sorunlardaki kesin oybirliği en sugötürmez bir olgudur.
[25*] Osvobojdenye'nin "Ne Yapmamak Gerek?" (İskra, n° 52) başlıklı yazıyı büyük gürültülerle onayladığını ve bunda oportünistlere ödün bakımından "kayda değer bir gelişme" gördüğünü okura anımsatalım. Yeni-İskra düşüncelerinin teme1inde yatan ilkeler, Rus sosyal-demokratları arasındaki bölünmeye ilişkin makalede Osvobojdenye tarafından özellikle övülmüştür. Trotski'nln, Siyasal Görevlerimiz broşüründen sözeden Osvobojdenye, bu yazarın fikirleri ile eskiden Raboçeye Dyelo yazarlarından Kriçevskl, Martinov, Akimov'un söyledikleri ye yazdıkları arasındaki benzerliğe işaret etmiştir. (Vperyod'da yayınlanan "Nazik Bir Liberal" başlıklı bildiriye bakınız.) Osvobojdenye, Martinov'un iki diktatörlük konusundaki broşürünü çok iyi karşılamıştı (bu konuyla ilgili olarak Vperyod, n° 9'a bakınız). Ensonu, Starover'in eski-İskra'nın eski "ilkin bir sınır çizgisi çek, sonra birleş" sloganı konusundaki gecikmiş yakınmaları Osvobojdenye'den özel bir yakınlık görmüştü.
[26*] Tam metin şöyledir:
"1. Proletaryanın, durumu gereği, en ileri ve biricik tutarlı devrimci sınıf olduğundan, Rusya'daki genel demokratik devrimci harekette başrolü oynaması gerektiğine göre;
"2. Bu hareket şu anda. daha şimdiden bir silahlı ayaklanmayı zorunlu hale getirmiş olduğuna göre;
"3. Proletarya, bu ayaklanmada, kaçınılmaz olarak en enerjik rolü oynayacağına ve proletaryanın katılması Rusya'da devrimin yazgısını belirleyeceğine göre;
"4. Proletarya, ancak onun savaşımını hem ideolojik, hem pratik bakımdan yöneten Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin bayrağı altında tek ve bağımsız bir siyasal güç olarak birleşirse bu devrime önderlik edeceğine göre;
"5. Bu rolün yerine getirilmesi, proletaryaya burjuva demokratik Rusya'nın mülk sahibi sınıflarına karşı sosyalizm uğruna savaşım için en elverişli koşulları bu rolün yerine getirilmesi sağlayacağına göre;
"RSDİP Üçüncü Kongresi, proletaryayı silahlı ayaklanma yoluyla otokrasiye karşı doğrudan doğruya savaşım için örgütlendirme görevinin, içinde bulunduğumuz devrimci anda partinin başlıca ve en ivedi görevlerinden biri olduğu görüşündedir.
"Buna göre, Kongre, bütün parti örgütlerine şu yönergeyi verir:
"a) Proletaryaya propaganda ve ajitasyon yoluyla önümüzdeki silahlı ayaklanmanın yalnızca siyasal anlamının değil, aynı zamanda bu ayaklanmanın pratik örgütsel yönlerinin de anlatılması.
"b) Ayaklanmanın başlangıcında ve seyri sırasında büyük önem kazanması mümkün olan yığınsal siyasal grevlerin bu propaganda ve ajitasyon içersindeki rolünün açıklanması, ve
"c) Proletaryayı silahlandırmak için ve aynı zamanda silahlı ayaklanmanın ve bu ayaklanmanın doğrudan önderliğinin planlanması için en enerjik adımların atılması ve bu amaçla gerektiği anda parti işçilerinden özel gruplar kurulması." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[27*] Bkz: Proletari, n° 3, "Geçici Devrim Hükümeti Üzerine" ikinci makale, 1905.
[28*] Tefrika. -ç.
[29*] Özgürlük koşullarında daha yaygın ve hızlı olan kapitalizmin gelişmesi, irade birliğine kaçınılmaz olarak kısa zamanda son verecektir, karşı-devrim ve gericilik ne denli erken ezilirse, bu da o denli çabuk olacaktır.
[30*] 4 Haziran 1905'te çıkan Proletari n° 4, "Yeni Bir Devrimci İşçi Derneği" başlığını taşıyan uzun bir makale içeriyordu. Bu makale, "Rus Kurtuluş Birliği" adını almış olan ve bir ayaklanma yoluyla kurucu bir meclis toplamayı kendisine amaç edinmiş bulunan bu birlik tarafından yapılmış çağrıların içeriğini vermekteydi. Makale, ayrıca, sosyal-demokratların bu tür partiden ayrı birliklere karşı olan tutumunu da tanımlamaktadır. Bu birliğin ne ölçüde varolduğu ve devrimde oynadığı rolün ne olduğu bizim için tamamen bir bilinmezdir. [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[31*] Kısa bir süre önce Jaurés tarafından L'Humanite'de[46]. ve Bay Struve ve tarafından da Osvobojdenye, n° 72'de yayınlanmış bulunan Bay Struve'nin Jaurés'e açık mektubu bu bakımdan ilginçtir.
[32*] Esas güdü. -ç.
[33*] Başlangıç. -ç.
[34*] Bkz. Prokopoviç, Rusya'daki İşçi Sorunu.
[35*] Saçmalığa indirgeme. -ç.
[36*] Kahkahalarınızı tutunuz dostlar!
[37*] "Şimdi artık hepimiz sosyalistiz". -ç.
[38*] Bu son iki tümce, çeviri için gözönünde bulundurduğumuz çeviriler arasında, bu yapıtın Bureau d'Editions tarafından Duex Tactiques, (Paris 1932) başlığı altında yayınlarıan Fransızca çevirisinde (s.. 151) ve Progress Publishers tarafından yayınlanan Collected Works, vol. 9'da (Moscow 1965. s. 131) yoktur. Yalnız. gene Progress Publishers tarafından yayınlanan V. İ. Lenin, Two Tactics of Social-Demokracy in the Democratic Revolution (Moscow 1970, s. 1791 baskısında vardır. -Sol Yayınları.
[39*] "Gierke ve Hansemann tanıktırlar:" Hansemann, büyük burjuvaziyi temsil eden bir bakandı (Rusya'daki karşılığı: Trubetskoy ya da Rodiçev ve benzerleri); Gierke ise, Hansemann hükümetinde "feodal yükümlülükleri kaldıran" bir plan, "yürekli" bir plan hazırlamış olan tarım bakanıydı. Bu plan, görünürde bu yükümlülükleri "tazminatsız" kaldırmaktaydı, ama aslında bu plan önemli yükümlülükler için tazminatları korurken ya da tazminat getirirken, yalnızca daha küçük ve önemsiz yükümlülükleri kaldırmaktaydı. Herr Gierke, "köylü mülkiyetinin genişlemesini" arzulayan toprak beylerini de gücendirmek istemeyen Rus Kablukovlar, Manllovlar, Hertzenstein'lar ve benzeri mujik dostu burjuva liberaller gibi bir şeydi.
[40*] Parantez içindeki tümcecik, yalnızca Progress Publishers, Moscow 1970 basımında (s. 189) vardır. -Sol Yayınları.
[41*] Engels'i çevirirken, birinci baskıda Buttermilch sözcüğünü özel isim olarak değil de cins isim olarak almakla bir hata yaptım. Bu hata, doğal olarak, menşeviklerde büyük bir sevinç yarattı. Koltsov. 'Engels'ı daha da derinleştirdiğimi" yazdı (makaleler derlemesi olan İki Yıl'da yeni basımı yapılmıştır) ve Plehanov şimdi bile bu hatayı Tovariş'te[63] anımsatıyor -kısacası, bu hata, Almanya'da 1848'in işçi sınıfı hareketi içindeki iki eğilim, Born eğilimini (bizim ekonomistlere yakındır) ve marksist eğilim sorununu geçiştirmek için mükemmel bir bahane yaratmıştır. Born'un adıyla ilgili olsa bile, bir muhalifin hatasından yararlanmaktan daha doğal bir şey olamaz. Ama bir çeviri düzeltmesini iki taktik sorununun özünü geçiştirmek için kullanmak asıl sorundan kaçmak demektir. [Yazarın 1907 baskısına notu.]