KÜTÜPHANE |
LENIN
| IKI TAKTIK
Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki
Taktiği[1]
BEŞ "DEVRİMİ
İLERLETME" NASIL OLUR?
KARARIN bir sonraki bölümünü aktaralım.
"Bu koşullar altında sosyal-demokrasi, devrim boyunca, devrimi ilerletme
olanaklarını en iyi bir biçimde sağlayabilecek, sosyal-demokrasinin
burjuva partilerinin tutarsız ve çıkarcı siyasetlerine karşı savaşımında
kollarını bağlamayacak ve devrimi burjuva demokrasisi içersinde
erimekten koruyacak bir konumu elde tutmak için çabalamalıdır.
"Bu yüzden, sosyal-demokrasi, geçici hükümette iktidarı ele geçirme, ya
da ona ortak olma amacını gütmemeli, aşırı devrimci muhalefet partisi
olarak kalmalıdır." (sayfa 43)
Devrimi ilerletme olanağını
en iyi sağlayacak bir konumu tutmamız öğüdü gerçekten de bizi çok hoşnut
etmektedir. Ancak, isterdik ki, bu güzel öğüde şu sırada, bugünkü
siyasal durumda, halkın temsilcilerinin toplanması konusunda
söylentilerin dolaştığı, tahminler yapıldığı, görüşmelerin yürütüldüğü
ve tasarılar hazırlandığı bir dönemde, sosyal-demokrasinin devrimi daha
ileriye nasıl götüreceğinin doğrudan belirtilmesi de eşlik etsin.
Osvobojdenye'nin halk ile çar arasında bir "uzlaşma" teorisinin
tehlikesini anlayamayan, bir kurucu meclisin toplanma "kararı"nı zafer
diye adlandıran, bir geçici devrim hükümetinin gerektiği düşüncesinin
etkin bir propaganda ile yürütülmesi görevine girişmeyen, ya da
demokratik cumhuriyet sloganını geri planda tutan kimselerle şimdi
devrim daha ileriye götürülebilir mi? Bu tür insanlar, gerçekte devrimi
geriletmektedirler, çünkü pratik siyaset açısından bunlar,
Osvobojdenye'nin düzeyinde çakılıp kalmışlardır. Devrim döneminde
partinin önündeki ivedi görevleri tanımlayan taktikler konusundaki bir
kararda, cumhuriyet için savaşım sloganını atladıktan sonra, otokrasinin
yerini cumhuriyetin almasını isteyen bir program kabul etmiş olmalarının
yararı ne? Kurucu bir halk meclisinin toplanması kararını kesin zafer
olarak nitelerken, geçici bir devrim hükümeti ve cumhuriyet konusunu
hesaplı bir suskunlukla geçiştirme olgusunun belirlediği tutum,
Osvobojdenye'nin tutumudur, anayasacı burjuvazinin tutumudur!
Devrimi ilerletmek, onu monarşist burjuvazinin götürdüğü
sınırların ötesine vardırmak için, burjuva demokrasisinin "tutarsızlığı"na
engel olacak sloganları etkin bir biçimde ortaya atmak, vurgulamak
ve öne sürmek zorunludur. Şu anda, bu türden, yalnızca iki slogan
vardır: 1° geçici bir devrim hükümeti, ve 2° bir cumhuriyet, çünkü (sayfa
44) bir kurucu halk meclisi sloganı monarşist burjuvazi tarafından
benimsenmiştir. (Osvobojdenye Birliği'nin [21]
programına bakınız) ve bu, salt devrimi cansızlaştırmak, onun kesin
zaferini önlemek ve büyük burjuvazinin çarlıkla bezirgan pazarlığına
girmesini sağlamak amacıyla benimsenmiştir. Ve şimdi görüyoruz ki,
devrimi ilerletme yeteneğinde olan bu biricik sloganlardan cumhuriyet
sloganını konferans tamamen unutmuş ve her ikisini de "devrimin kesin
bir zaferi" diye adlandırarak, geçici bir devrim hükümeti sloganını
Osvobojdenye'nin kurucu bir halk meclisi sloganıyla açıkça aynı
kefeye koymuştur!!
Gerçekten de inanıyoruz ki, Rus
sosyal-demokrasisinin gelecekteki tarihçilerine kilometre taşı görevi
görecek olan, işte bu su götürmez olgudur. Mayıs 1905'te toplanan
sosyal-demokratların konferansı, demokratik devrimi ilerletmenin
gerekliliği konusunda çok güzel sözcükler içeren, ama gerçekte onu
gerileten ve monarşist burjuvazinin demokratik sloganlarının ötesine
geçemeyen bir karar geçirmiştir.
Yeni-İskra grubu, bizi proletaryanın burjuva demokrasisi
içersinde eriyip gideceği tehlikesini görmezlikten gelmekle suçlamayı
pek seviyor. Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi
tarafından kabul edilen kararların metnine dayanarak, bu suçlamayı
tanıtlayacak bir kimseyi görmeyi çok isterdim. Karşıtlarımıza yanıtımız
şudur: burjuva toplumu içersinde faaliyet gösteren bir sosyal-demokrat
parti, bazı durumlarda, burjuva demokrasisi ile yanyana
yürümeksizin siyasete katılamaz. Bu açıdan, aramızdaki fark, bizim,
onunla kaynaşmaksızın birlikte yürüdüklerimizin devrimci ve cumhuriyetçi
burjuvazi olmasına karşın, sizin onunla kaynaşmaksızın birlikte
yürüdüklerinizin liberal ve monarşist burjuvazi olmasıdır.
İşte (sayfa 45) durum budur.
Konferansınız adına formüle ettiğiniz
taktik sloganlar, "anayasacı demokrat" partinin, yani monarşist
burjuvazinin partisinin sloganlarıyla çakışmaktadır, ayrıca siz bu
çakışmanın farkına bile varmıyorsunuz ya da kavramıyorsunuz, böylece siz
gerçekte, Osvobojdlenye fraksiyonunun dümen suyunda
gidiyorsunuz. Rus Sosyal-Demokrat
İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi adına formüle ettiğimiz taktik sloganlar,
demokratik devrimci ve cumhuriyetçi burjuvazinin sloganlarıyla
çakışmaktadır. Rusya'da bu burjuvazi ve küçük-burjuvazi henüz büyük bir
halk partisi içersinde toplanmamışlardır.[10*]
Ama şu anda Rusya'da olup bitenlerden tamamen habersiz olan bir kimse,
böylesine bir partinin unsurlarının varlığından kuşku duyabilir. Biz, (eğer
büyük Rus devrimi ilerleme gösteriyorsa) yalnız sosyal-demokrat parti
tarafından örgütlenen proletaryaya değil, bizimle yanyana yürüyebilecek
olan küçük-burjuvaziye de yol gösterme düşüncesindeyiz.
Konferans, aldığı kararla, bilinçsiz
olarak, liberal ve monarşist burjuvazinin düzeyine inmektedir.
Parti kongresi, aldığı kararla, bilinçli olarak, simsarlar gibi hareket
etmeyen devrimci demokrasinin savaşım verme yeteneğinde olan unsurlarını
kendi düzeyine çıkarmaktadır.
Böyle unsurlar, daha çok köylüler arasında bulunur. Büyük toplumsal
grupları siyasal eğilimlerine göre sınıflandırırken, çok büyük bir
yanılgıya düşmeksizin, devrimci ve cumhuriyetçi demokrasiyi köylü
yığınlarıyla bir tutabiliriz -kuşkusuz, aynı anlamda ve aynı kayıtlarla
ve belirtilen koşullarla işçi sınıfını da, (sayfa 46) sosyal-demokrasi
ile bir tutabiliriz. Bir başka deyişle, vargılarımızı şu aşağıdaki
terimlerle de ifade edebiliriz: devrimci bir dönemde, konferans,
ulus-çapında[11*]
siyasal sloganlarıyla, bilinçsiz olarak,
toprak beyleri[12*]
yığını düzeyine inmektedir.
Ulus-çapında siyasal sloganlarıyla, parti kongresi, köylü yığınlarını,
devrimci bir düzeye yükseltmektedir. Bu vargıdan ötürü bizi
paradokslar içine düşmekle suçlayan bir kimseye şöyle meydan okuruz:
eğer biz, devrimi başarılı bir sonuca götürecek kadar güçlü değilsek,
eğer devrim, Osvobojdenye anlamında bir "kesin zaferle", yani bir
kimsenin ancak alay olsun diye kurucu meclis diyebileceği, çar
tarafından toplanmış bir temsilciler meclisi biçimiyle son bulursa
- o zaman bu, toprak beyi ve büyük burjuva unsurların ağır
basacağı bir devrim olacaktır, önermesini sıkıysa çürütsün. Öte yandan
eğer biz, gerçekten de büyük bir devrim içinden geçmek zorundaysak, eğer
tarih bu kez çocuğun ölü doğmasına izin vermezse, eğer bizim, devrimi
başarılı bir sonuca, sözcüğün Osvobojdenye ya da yeni-İskra
anlamında olmayan kesin bir zafere götürebilecek gücümüz varsa, o zaman
bu devrim köylü ve proleter unsurların ağır basacağı bir devrim
olacaktır. Kimileri de, belki böyle
bir ağır basmanın olanaklı olduğunu kabul edişimizi, yaklaşan devrimin
burjuva nitelikte olacağı görüşünü reddettiğimiz anlamında
yorumlayacaklardır. Bu kavramın İskra'da yanlış bir biçimde
kullanılmış olduğunu gözönüne aldığımızda, böyle bir yorumlama olanağı
vardır. Bundan ötürü, bu sonun üzerine eğilmek hiç de gereksiz değildir.
|