|
KÜTÜPHANE |
LENIN
Viladimir İliç Lenin
Sosyal-Şovenizme Karşı Savaş Üzerine
1 Haziran 1915
Sotsial-Demokrat'ın Eki, n° 42
V. İ. Lenin, Collected Works, vol. 21, s. 199-203. [Türkçesi: Lenin:
Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları, Sol Yayınları, Ekim 1993, İkinci
Baskı, s: 184-188]
Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
BU güncel sorunla ilgili en son ve en ilgi çekici malzeme, bu
yakınlarda Bern'de yapılan Sosyalist Kadınlar Enternasyonal konferansından[89]
geldi. Okurlar, aşağıda, konferans çalışmalarına ait bir yazı ve biri
onaylanan öteki reddedilen iki karar taslağının metnini bulacaklardır. Bu
yazıdaysa, sorunun yalnızca bir yönünü tartışmak istiyoruz.
Kadın örgütlerinin, hazırlık komitesine atadıkları temsilciler,
Hollanda'daki Troelstra Partisinin kadın üyeleri, aşırı sol eğilimler
taşıdığı öne sürülen Berner Tagwacht'a karşı olan İsviçre örgütünden
gelen kadınlar, sosyal-şovenist görüşe kapılandığı bilinen resmi partiyle
önemli noktalarda görüş ayrılığı içinde olmak istemeyen Fransız temsilci,
barışseverlikle devrimci proleter taktikleri birbirinden (sayfa 184)
açıkseçik ayırma görüşüne karşı olan İngiliz kadınlar, evet hepsi, bir karar
taslağı üzerinde, "sol" Alman sosyal-demokrat kadınlarıyla birleştiler.
Bizim partimizin merkez yönetim kuruluyla bağlantılı kadın örgütlerinin
temsilcileri ise, şimdilik bu tür bir blok içinde olmaktansa, o
bloktan soyutlanmayı yeğ tutarak, onlarla aynı görüşte olmadılar.
Bu görüş ayrılığının özü, aslı nedir? Bu çatışmanın genel siyasal
anlamı nedir, hangi ilkelerle ilgisi vardır?
Oportünistlerle sol-kanadın bir kesimini birleştiren orta yolcu karar
taslağı ilk bakışta, ilke yönünden çok doğru ve uygun gibi görünüyor.
Savaşın, emperyalist bir savaş olduğu ilan ediliyor, "ata topraklarını
savunma" görüşü kınanıyor, işçiler yığın gösterileri düzenlemeye çalıyor,
vb., vb.. Bizim karar taslağımızın yalnızca "ihanet", "oportünizm", "burjuva
hükümetlerinden çekilme", vb. gibi bazı sert sözlerde farklılık
gösterdiği sanılabilir.
Bizim partimizin merkez yönetim kuruluyla bağlantılı kadın örgütleri
temsilcilerinin çekilmesine yöneltilecek eleştirilerin bu görüşe
dayanacağına kuşku yoktur.
Ne var ki, salt "resmi olarak" şu ya da bu doğruyu kabul etmekle
yetinmez ve sorunun üzerine daha dikkatle eğilirsek, bu tür bir eleştirinin
temelsiz olduğunu göreceğiz.
Konferansta, savaşa ve Enternasyonalin ödevlerine ilişkin iki dünya
görüşü, iki değerlendirme, proletarya partilerinin güttüğü iki taktik
çarpışmıştır. Görüşlerden biri, Enternasyonalin çökmesi diye bir şey
olmadığı, şovenizmden sosyalizme dönülmesini önleyecek derin ve ciddi
engeller bulunmadığı, oportünizm diye güçlü bir "iç düşman" olmadığı,
oportünizm yoluyla sosyalizme doğrudan ve açıktan açığa ihanet edilmediği
kanısındadır. Bundan çıkarılacak sonuç şöyle ifade edilebilir: Hiç kimseyi
suçlamayalım, Stuttgart ve Basle kararlarını ihlal edenleri "affedelim",
yalnızca izlenen yolun daha solda olması ve yığınların kitlesel gösterilere
çağrılması gerektiğini salık vermekle yetinelim.
Öteki görüş, yukarıda sıralanan noktaların herbirinde tam karşıt
inançtadır. Proletaryanın davası için, oportünistlere ve sosyal-şovenistlere
karşı parti içi diplomasinin sürdürülmesinden daha zararlı, daha
felaketli bir şey yoktur. Çoğunluğun benimsediği karar taslağı, oportünist
delegelerle günümüzün resmi partilerine bağlı olanlarca, salt (sayfa 185)
diplomasi ruhuyla dolu olduğu için kabul edilebilir olduğu görülmüştür.
Böyle bir diplomasi, bugün için resmi sosyal-yurtsever bağnazların
önderlik ettiği emekçi yığınları aldatmak amacıyla kullanılıyor. Emekçi
yığınların kafasına, kesinlikle hatalı ve zararlı bir görüş yerleştirilmeye
çalışılıyor. Bu görüş, günümüzdeki sosyal-demokrat partilerin, bugünkü
yöneticileriyle, hatalı bir rotadan doğru bir rotaya geçebilecekleri
görüşüdür.
Oysa, iş hiç de böyle değil. Bu çok kötü ve zararlı bir düştür.
Günümüz sosyal-demokrat partileri ve bu partilerin yöneticileri, tutumlarını
doğru-dürüst değiştirme gücünde değildirler. Pratikte her şey, eskisi
gibi kalacaktır; çoğunluğun benimsediği karar taslağında dile getirilen
"sol" dilekler, masum dilekler olarak kalacaktır; Troelstra partisine bağlı
olanlarla bugünkü Fransız partisi yönetimi böyle bir karar taslağına oy
verirken, bunun böyle olacağını, yanılmaz bir siyasal içgüdüyle pek iyi
biliyorlardı. Yığınların gösteriye girişmelerini isteyen bir çağrı, ancak
günümüz sosyal- demokrat partilerince en canlı, en yürekten bir biçimde
desteklenirse, ciddi ve pratik bir önem kazanabilir.
Kişi böyle bir desteği umabilir mi? Apaçık belli bir şey ki, hayır!
Böyle bir çağrıyı, bugünkü parti yöneticilerinin desteklemeyeceğini, tam
tersine, inatçı (ve daha çok kapalı) bir dirençle karşılayacağını
herkes biliyor.
Eğer bu durum işçilere açıkça söylense, gerçeği bilecekler;
bilecekler ki, "sol" dileklere geçerlik kazandırmak için,
sosyal-demokrat partilerin tutumunda köklü bir değişiklik gereklidir;
bilecekler ki, oportünistlerle onların "merkezci" dostlarına karşı çok
inatçı bir savaşım vermek gereklidir. Bugün için işçiler "sol" dileklerle
yatıştırılmışlardır, ama konferans, eğer bu dileklere geçerlik
kazandıracaksa, kendisiyle savaşılması gereken fenalığı açıkça ve yüksek
sesle ortaya koymaya yanaşmamıştır.
Günümüzde sosyal-demokrat partilerde şovenist bir siyaset güden
diplomat önderler, çoğunlukça benimsenen kararın zayıflığını, kararsızlığını
ve yeter ölçüde aydınlık olmayışını çok iyi kullanacaklardır. Kurnaz
parlamenterler oldukları için, rolleri aralarında bölüşeceklerdir: Bazıları,
Kautsky ve hempasının "ciddi" kanıtlarının yeterince değerlendirilmediğini
ve çözümlenmediğini, bu nedenle daha (sayfa 186) geniş bir toplulukta
tartışılması gerektiğini söyleyecekler, ötekilerse şöyle diyecektir: "Troelstra
ve Guesde-Sembat partilerine bağlı kadınlar sol-kanat Alman kadınlarla
anlaşabildiklerine göre, biz, arada kökü derinlere dalmış herhangi bir
farklılık yoktur derken haklı değil miymişiz?"
Kadınlar konferansı, Scheidemann'ın, Haase'nin, Kautsky, Vandervelde,
Hyndman, Guesde, Sembat, Plehanov ve ötekilerin, işçi yığınlarının
uyanıklığını körletmelerine yardım etmemeliydi. Tam tersine, konferansın
işçileri ayağa kaldırmayı denemesi ve oportünizme karşı kesin bir savaş ilan
etmesi gerekirdi. Ancak ve ancak bu durumda, yukarda anılan "önderler"in
"reform" yapması umuduna bel bağlamakla kalınmazdı; sonuç ancak o zaman,
kuvvetlerin, güç ve sert bir savaşım için biraraya toplanması yolunda
olabilirdi.
Oportünistlerle "merkezciler"in Stuttgart ve Basle kararlarını nasıl
ihlal ettiklerini düşünün. İşin canalıcı noktası buradadır. Gerçekte
ne olup bittiğini diplomasiye sapmaksızın, açıkça gözlerinizin önünde
canlandırmaya çalışın.
Savaşı önceden kestirdiği için Enternasyonal toplanıyor ve eğer savaş
patlak verirse, "kapitalizmin çöküşünü hızlandırmak için, , çalışmaya,
komün ruhuyla, Ekim ve Aralık 1905 ruhuyla (Basle kararının
sözleri bunlar) çalışmaya, "bir ülkenin işçilerinin öteki ülke işçilerini
kurşunlaması"nı bir "suç" sayma ruhuyla çalışmaya oybirliğiyle karar
veriyor.
Burada enternasyonalist, proleter ve devrimci bir ruhun eylem çizgisi
çok açık biçimde gösterilmiştir. Bu açıklık, yasallık çerçevesinde kalarak
geliştirilemez.
Sonra savaş patlıyor - Basle'da öngörülen doğrultuda bir savaş. Resmi
partiler tam ters bir anlayışla davranıyorlar, enternasyonalistler gibi
değil, ulusalcılar gibi, proleter bir yolda değil, burjuva yolda, devrimci
doğrultuda değil, ultra oportünizm doğrultusunda davranıyorlar. Eğer
işçilere, bunun sosyalist davaya tepeden tırnağa ihanet olduğunu
söylersek, Kautsky ve Akselrodvari tüm kaçamak ve bahaneleri, tüm safsatayı
reddetmiş oluruz. Fenalığın çapını ve gücünü açıkça gösteririz; bu fenalıkla
uzlaşma değil, ama ona karşı bir savaş verme çağrısında bulunuruz.
Peki ya çoğunluk kararı? Karar, hainler için en ufak bir kınama sözü,
ya da oportünizm hakkında tek söz söylemiyor, yalnızca Basle kararında
belirtilmiş görüşleri (sayfa 187) yinelemekle yetiniyor. İnsan ciddi
herhangi bir şey olmadığını ya da yalnızca eski kararın yinelenmesini
gerektiren ufak ve raslantı türünden bir yanlışlık yapıldığını veya bir ilke
anlaşmazlığı değil, üzeri yeniden kağıtlanıp kapatılabilecek, ufak,
ilgisiz bir anlaşmazlık olduğunu düşünebilir!
Bu, Enternasyonalin kararlarıyla, işçilerle açıktan açığa alaydır.
İşin doğrusu, sosyal-şovenistler, pratikte hiçbir değişiklik olmasa,
yalnızca eski kararların yinelenmesiyle yetinilmesini çok isterler.
Bu, gerçekte, bugünkü partilerin çoğunun sosyal-şovenist yandaşları için,
açıkça söylenmemiş, ikiyüzlü bir tutumla örtülmüş bir aftır. Bu yolu
izleyerek yalnızca sol sözlerle yetinmek isteyen birçok kişi bulunduğunu
biliyoruz. Ne var ki, onların tuttuğu yol bize göre değildir. Biz daha
başka bir yol tuttuk ve o yolda yürümeyi sürdüreceğiz; biz, işçi sınıfı
hareketine yardım etmek ve oportünizme ve sosyal-şovenizme karşı uzlaşmaz
bir anlayış içinde, işçi sınıfı partisinin gerçek kuruluşunu sağlamak
istiyoruz.
Alman kadın temsilcilerin bir bölüğü, tek bir parti içinde, adını da
koyalım, kendi partileri içinde şovenizme karşı savaşımın gelişme
temposuna ilişkin nedenlerle, çok açık bir karardan korku duymuş
görünüyor. Böyle bir gerekçe apaçık görünüyor ki, yersiz ve yanlıştır. Çünkü
Entemasyona1 kararı, tek tek ülkelerdeki sosyal-şovenizme karşı
savaşımın somut koşullarıyla ya da savaşımın hızıyla meşgul olmuş değildir.
Olamazdı da... Nedenine gelince, bu konuda partilerin özerkliği tartışma
kabul etmez. Sosyal-demokrat çalışmanın hangi yönünde ve niteliğinde olursa
olsun sosyal-şovenizmle bağların bir daha geri dönülmeyecek biçimde
koparıldığına ilişkin, enternasyonal bir açıklama gerekliydi. Böyle yapmak
varken, çoğunluk, kararı, eski bir hatayı, İkinci Enternasyonalin,
oportünizmi ve sözle eylem arasındaki açıklığı diplomatik bir biçimde örtme
hatasını bir kez daha yineledi. Yeniden belirtiyoruz: Bu, bizim
girmeyeceğimiz yoldur. (sayfa 188)
Sotsial-Demokrat'ın Eki,
n° 42, 1 Haziran 1915
Collected Works,
vol. 21, s. 199-203.
Açıklayıcı
Notlar
[89]
Sosyalist Kadınlar Enternasyonal konferansı, 26-28 Mart 1915 tarihinde
Bern'de yapıldı. Görüşme konusu savaş karşısında nasıl bir tutum
takınılacağıydı. Konferans, RSDİP merkez yönetim kuruluna bağlı kadın
örgütlerinin girişimiyle ve uluslararası kadın hareketinin önderi Clara
Zetkin'in işbirliğiyle düzenlendi. Konferansa Britanya, Almanya, Fransa,
Hollanda, İsviçre, Rusya ve Polonya'yı temsilen 27 kişi katıldı. Rus
kurulunda N. K. Krupskaya ve İnessa Armand da vardı.
Sosyalist Kadınlar Enternasyonali konferansı hakkındaki yazı
Sotsial-Demokrat'ın 1 Haziran 1915 tarihli 42. sayısının ekinde yer
aldı. -184.
|